Kılavuzdan Yolcuya

Yazan: Ferudun ÇINAR

İnsan, Allah’ın en güzel biçimde yarattığı; diğer canlılara üstünlük sağladığı aklı ve idrakiyle yaratıcısını tanıyabilen veya inkâr edebilen bir varlıktır. Devamı...

İnsanın apaçık düşmanı olan şeytan, vaat ve yalanlarıyla etkisi altına aldığı kimselerin fıtratını bozup Allah’ı unutmalarını sağlar. Hesap günüde ise onları yüzüstü bırakır. Takva sahibi müminler ise şeytanın şerrinden ve verdiği vesveseden Allah’a sığınırlar. Devamı...

"Ben öyle bir ayet biliyorum ki, şayet insanların tamamı onunla amel etseydi, hepsine de kâfi gelirdi. Bu, ‘Kim Allah’a karşı takva sahibi olursa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder’ ayetidir.”(İbni Mâce, Zühd, 24) Devamı...

Üstünlük vehmine kapılmak olan kibrin sebebi, sahip olunan kişisel ve dünyevi hasletlerin öne çıkarılma isteğidir. Bu isteklerin başında sahip olunan ekonomik güç, ilim, ibadet, dış güzellik ve soy mensubiyeti gelmektedir. Devamı...

İnsana doğru ve yanlışı ayırt edebilme kabiliyeti veren Allah, onu iyi ve kötü olma hususunda serbest bırakmıştır. O halde nefsini arındıran kurtuluşa erer, nefsinin arzularına boyun eğen de ziyana uğrar.(91/8-10) Devamı...

“Akıllı kimse, nefisinin kötü arzularına hâkim olup ahireti için çalışandır. Aciz kimse ise, hevâ ve heveslerinin esiri olup Allah’tan olmayacak şeyleri isteyendir.” (Tirmizî, Kıyamet,25; İbn-i Mâce, Zühd,31) Devamı...

“Hud suresi ve benzerleri/kardeşleri (Vakıa, Hâkka, Mürselat, Nebe, Tekvir, Gaşiye) beni ihtiyarlattı.” [“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! (Tirmizî, Tefsir,56,57)] Devamı...

İnsan, Allah’ın en güzel biçimde yarattığı; diğer canlılara üstünlük sağladığı aklı ve idrakiyle yaratıcısını tanıyabilen veya inkâr edebilen bir varlıktır. Devamı...

Takva, Allah’ın belirlemiş olduğu sınırlar dahilinde kalarak hem haram ve günahlardan hem de şüpheli durumlardan sakınmaktır. Takva, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı azami ölçüde duyarlı davranmaktır. Devamı...

Günah, “Allah’a kulluk” etmesi için yaratılan insanın kulluğuna engel olan her şeydir. İnsan boşuna yaratıldığını ve başıboş bırakılıp, tekrar yaratıcısına döndürülmeyeceğini mi zanneder? Devamı...

Allah’a karşı kibirlenerek haddi aşan ve kâfirlerden olan şeytan, kibrin ve kötülüğün sembolü olmasına rağmen hiçbir zaman ilahlık iddiasında bulunmamıştır. Devamı...

Kibir, kişinin kendini büyük, başkalarını küçük görüp aşağılama halidir. Alçak gönüllü olmak ve gösterişsiz davranmak olan tevazunun zıddıdır. Devamı...

İnsanla hayvanın ortak noktalarından biri olan şehvet, nefsin arzuladığı her şeyi elde etme isteği ve bu isteklere aşırı şekilde yönelme duygusudur. Şehvet, hoşa giden bedeni ve süfli arzulardır. Devamı...

Akıl, Allah’ın fıtri olarak insana bahşetmiş olduğu ve onu diğer canlılardan farklı kılan bir üstünlüktür. İnsan, aklı sayesinde hak ile batılı, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri ayırabilme yeteneğine haizdir. Devamı...

Yalanın karşıtı olan doğruluk; hakikate uygun dav- ranmaktır. Hukuki, dini ve ahlâki kurallar çerçevesinde dü- rüst hareket etmektir. Böylece kişi, hak ve hakikat yolu olan Allah’ın emrettiği dosdoğru yola girmiş olur. Devamı...

Dünyevileşme, dünya hayatına gereğinden fazla önem vermektir. Hayat yalnızca dünyadan ibaretmiş gibi davranarak ölümü, yeniden dirilip hesap vermeyi ve hesabın neticesine göre yaşanacak olan ebedi ahiret hayatını akla getirmemektir. Devamı...

Ahde vefa; verilen sözde ya da edilen yeminde durarak gereğini yerine getirmektir. Verilen her söz ve edilen her yemin sorumluluk gerektirir. Kişi evve emirde Allah'a Devamı...

Emanet, insana koruması için geçici olarak verilen ve kendisine ait olmayan şeydir. Emaneti yüklenen kişi emin olmalıdır. Emanete riayet etmek, mümin olmanın şiarındandır. Devamı...

Hilm; öfke ve hiddet gerektiren durumlarda sabredip sakin bir şekilde nefsine hakim olabilmektir. Öfkesinin esiri olmadan akıllı davranıp, ağırbaşlı hareket edebilmektir. Devamı...

Kılavuzdan Yolcuya