Akıl, Allah’ın fıtri olarak insana bahşetmiş olduğu ve onu diğer canlılardan farklı kılan bir üstünlüktür. İnsan, aklı sayesinde hak ile batılı, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü, hayır ile şerri ayırabilme yeteneğine haizdir.
“Allah’ın sevdiği iki hasletten biri hilm (yumuşak huy) diğeri de teennidir (ihtiyatlı olmaktır). (Müslim, İman,25-26; Ebû Dâvûd, Edeb,148-149)
“Yumuşak davranamayan kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış sayılır.” (Müslim, Birr,74-76)
Dünyevileşme, dünya hayatına gereğinden fazla önem vermektir. Hayat yalnızca dünyadan ibaretmiş gibi davranarak ölümü, yeniden dirilip hesap vermeyi ve hesabın neticesine göre yaşanacak olan ebedi ahiret hayatını akla getirme- mektir. Ezcümle, dünyada yaşarken Allah’ı unutmaktır.
“Vesvese apaçık bir imandır.”(Müslim, İmân,211)
“Konuşmadığınız hatta konuşmaktan şiddetle kaçındığınız bazı söz ve düşünceler aklınıza geliyorsa, işte apaçık iman budur.”(Müslim, İmân,209)
İnsanın apaçık düşmanı olan şeytan, vaat ve yalanlarıyla etkisi altına aldığı kimselerin fıtratını bozup Allah’ı unutmalarını sağlar. Hesap günüde ise onları yüzüstü bırakır. Takva sahibi müminler ise şeytanın şerrinden ve verdiği vesveseden Allah’a sığınırlar.
Allah’a karşı kibirlenerek haddi aşan ve kâfirlerden olan şeytan, kibrin ve kötülüğün sembolü olmasına rağmen hiçbir zaman ilahlık iddiasında bulunmamıştır. Huzurdan kovulduktan sonra kıyamete kadar, Allah’a muhalefet etmeyi ve insanın fıtratını bozmayı kendine görev edinmiştir.
“Müslümanın kardeşini hor görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.” (Müslim, Birr,32; Ebû Dâvud, Edeb,35; Tirmizî, Birr,18; İbni Mâce, Zühd,23)
“Gösteriş yapan, çâlim satan, böbürlenerek yürüyen ki- birli kimsenin yüzüne Allah, kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.” (Buhârî, Libâs,1-2,5; Müslim, Libâs,42-48; Ebû Dâvûd, Libâs,25-27; Tirmizî, Libâs,8-9; İbni Mâce, Libâs,6,9)
İnsan, Allah’ın en güzel biçimde yarattığı; diğer canlılara üstünlük sağladığı aklı ve idrakiyle yaratıcısını tanıyabilen veya inkâr edebilen bir varlıktır. Dünyaya getirilme gayesi Allah’a kulluk ve hayatı boyunca da kulluk etmek olan insan, Allah’ın sıfatlarından bazılarının izdüşümlerini üzerinde barındırır.
İÇİNDEKİLER
Önsöz
Müjdeler ve Uyarılar
Tövbe ve İstiğfar
Takva
Günah
İnsan
Şeytan
Akıl
Kalp
Kalbin Fonksiyonları
Âlem
Kibir
Alay Etmek
Öfke-Kin-Nefret
Hırs ve Tamahkârlık
Şehvet
Dünyevileşme
Sevgi
Aile
Kardeşlik
Birlik ve Beraberlik
Diğerkâmlık
İyiliği Teşvik Kötülükten Men
Yardımlaşma
Ticaret
İnfak
Cihad - Allah Yolunda Çalışmak
Cömertlik ve Cimrilik
Adalet ve Zulüm
Doğruluk ve Doğru Yol
Emanet
Ahde Vefa
Yalan ve İftira
Hilm (Yumuşak Huy)
Merhamet
Hamd (Övgü)
Şükür
Sabır
Dua

KİTABIN İÇİNDEKİLER
Kılavuzdan Yolcuya Kitabından Alıntı
“Kardeşinle düşmanlığa varan bir tartışmaya girme. Onunla kırıcı şekilde şakalaşma ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme.” (Tirmizî, Birr,58)
“Kim antlaşma yaptığı halde bir gayrimüslimi, antlaşma- sına rağmen öldürürse Allah ona cenneti haram kılar.” (EbûDâvûd, Cihâd,153)
“Müminin ferasetinden korkun. O Allah’ın nuru ile görür.”(Tirmizî, Tefsir,6)
“Akıllı kimse, nefisinin kötü arzularına hâkim olup ahireti için çalışandır. Aciz kimse ise, hevâ ve heveslerinin esiri olup Allah’tan olmayacak şeyleri isteyendir.” (Tirmizî, Kıyamet,25; İbn-i Mâce, Zühd,31)
Ezelden ebede yolculuğun geçici durağıdır dünya hayatı. Burası, kimin daha iyi kulluk yapacağının son nefesini verinceye kadar sınandığı yerdir. Ölümle nihayete eren geçici dünya hayatı, kıyamet sonrası yeniden dirilişle birlikte ebedi hale gelmiştir.
“En büyük günah, seni yaratmış olduğu halde Allah’a şirk koşmandır.”(Müslim, İman,37)
“Nefsim kudret elinde olan Zat’a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, ardından da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi.”(Müslim, Tevbe,2)
Günah, “Allah’a kulluk” etmesi için yaratılan insanın kulluğuna engel olan her şeydir. İnsan boşuna yaratıldığını ve başıboş bırakılıp, tekrar yaratıcısına döndürülmeyeceğini mi zanneder?
“Takva sahibi olan müminin ahlâkı da güzel olur.”(Tirmizî,Birr,55)
“Mümin, Allah’a duyduğu saygı nispetinde O’nun katında değerlidir.”(Buhârî, Menâḳıb,1; Müslim, Feżâil,168)
“Cehennem, nefsin hoşuna giden şehvetlerle; cennet ise nefsin hoşlanmadığı zorluklarla kuşatılmıştır.” (Buhârî, Rikak,28; Müslim, Cennet,1)
Yalanın karşıtı olan doğruluk; hakikate uygun davranmaktır. Hukuki, dini ve ahlâki kurallar çerçevesinde dü- rüst hareket etmektir. Böylece kişi, hak ve hakikat yolu olan Allah’ın emrettiği dosdoğru yolagirmiş olur.
Hilm; öfke ve hiddet gerektiren durumlarda sabredip sakin bir şekilde nefsine hâkim olabilmektir. Öfkesinin esiri olmadan akıllı davranıp, ağırbaşlı hareket edebilmektir. Yumuşak huylu (hilm sahibi) kişinin davranışı acizlik hali değil aksine onurlu bir davranıştır.
İnsan, Allah’ın en güzel biçimde yarattığı; diğer canlılara üstünlük sağladığı aklı ve idrakiyle yaratıcısını tanıyabilen veya inkâr edebilen bir varlıktır. Dünyaya getirilme gayesi Allah’a kulluk ve hayatı boyunca da kulluk etmek olan insan, Allah’ın sıfatlarından bazılarının izdüşümlerini üzerinde barındırır.
Fizyolojik boyutu toprak, metafizik boyutu ruh olan in- san nesli, bel ve göğüs kafesi arasından çıkan hakir bir suyla devam eder. Doğumla birlikte başlayan geçici dünya hayatı kimileri için erken, kimileri için de önceden bildiklerini bilmez hale geldiği ömrünün en düşkün çağında sona erer.
Sayfa 1 / 2